Makale

YASSER HASSAN, ILO Türkiye Direktörü

Yok olan hayatları kederle anan ILO, yıkıcı depremlerin yaralarını sarmaya devam ediyor.

Haberler | 06 Şubat 2024 Salı
Bugün 6 Şubat 2024. Türkiye'nin güneyini vuran ve on binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olan yıkıcı depremlerin üzerinden bir yıl geçti.

Bu felaket nedeniyle sevdiklerini kaybedenlere bir kez daha başsağlığı diliyor, yaralılara yardım etmek ve geçim kaynaklarını yeniden tesis etmek üzere sahada acil destek ve kurtarma çalışmaları yürütenlere içten saygılarımı sunuyorum.

Yaklaşık 4 milyon çalışana ev sahipliği yapan bu bölge, Türkiye’deki toplam istihdamın yaklaşık %12'sini oluşturmaktadır. Fakat depremle birlikte bölgedeki işgücü piyasaları altüst olmuştur. İlk etapta, yıkım nedeniyle işyerleri kapanmış ve dolayısıyla iş olanakları azalmıştır.
Sonrasında ise, depremden etkilenen bölgeden diğer illere göç başlayınca durum daha da karmaşık hale gelmiştir. Göç eden vasıflı çalışanların geri dönmekte zorlanmış olması, bölgenin uzun vadeli ekonomik sürdürülebilirliği üzerinde olumsuz etkilere yol açmıştır. Ayrıca deprem, yüksek yoksulluk oranları, kayıt dışı istihdam ve gençler, kadınlar, engelliler, göçmenler ve mülteciler de dahil olmak üzere dezavantajlı grupların karşılaştığı diğer zorluklar da dahil olmak üzere halihazırda mevcut olan zorlukları daha da şiddetlendirmiştir.

Türk yetkililer tarafından sağlanan veriler, depremden etkilenen bölgedeki iş olanaklarında önemli bir düşüş olduğunu göstermektedir. Ücretli çalışan sayısı yüzde 23,6 oranında azalarak 446.000’e gerilemiş, işyeri sayısı ise yaklaşık yüzde 30,2’lik kayda değer bir düşüşle 66.000 civarına gerilemiştir. Adıyaman, Hatay, Malatya ve Kahramanmaraş illerinde bu daralmaların oranı yüzde 50’nin üzerinde olmuştur.

İşgücü piyasasıyla ilgili zorluklara yanıt olarak Türk hükümeti olağanüstü hal süresince çeşitli tedbirler almıştır. İşten çıkarmaları önlemek amacıyla “kısa çalışma” başvuruları işleme alınmış ve işverenlere verilmesi planlanan kısa çalışma ödeneği ile ilgili destek çalışmaları hızlandırılmıştır. Depremin olduğu tarih itibarıyla mevcut iş sözleşmesi olan işçilere nakit ücret desteği sağlanmış, işsizliği önlemek ve geçici gelir desteği sağlamak amacıyla Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından Toplum Yararına Çalışma Programı başlatılmıştır. İŞKUR, öğrenebilen ve gelişebilen bir kurum olarak, iş arayanların işgücü piyasasına hızlı bir şekilde ve kısa ve uzun vadeli olarak yeniden entegrasyonunu desteklemek üzere tasarlanmıştır.

Hükümetin depremle ilgili sorunları ele alma konusundaki kararlılığı pek çok ulusal belgede de açıkça ifade edilmiştir. Özellikle, 2024-2028 yıllarını kapsayan 12. Kalkınma Planında, risk azaltma ve afete hazırlığın yanı sıra afetler sırasında etkili müdahale yoluyla kayıp ve zararları en aza indirme çabalarını içeren ve aynı zamanda afet sonrası iyileştirme ve yeniden inşa çabalarının geliştirilmesini destekleyen bütüncül bir afet yönetimi yaklaşımı benimsenmiştir.

Acil bir müdahale olarak ILO, Türkiye’deki kalkınma ortaklarının mali desteğiyle, işçi ve işverenlere yönelik işgücü piyasası hizmetlerinin kesintiye uğramaması için hükümet, işverenler ve işçilerden oluşan tarafların çabalarını desteklemiştir. Bu bağlamda, çadır ve hijyen ürünlerinin yanı sıra, İŞKUR’un sunduğu işgücü piyasası hizmetlerinin devamlılığı için İŞKUR hizmet birimlerine konteynerler sağlanarak acil ihtiyaçlar giderilmeye çalışılmıştır.

Bu tür hassas durumlarda çocuk işçiliğine başvurma riskinin arttığı göz önünde bulundurularak Hatay, Adıyaman ve Diyarbakır’da çocuk dostu alanlar oluşturulmuştur.

ILO, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu da dahil olmak üzere çeşitli ortaklıklar aracılığıyla, etkilenen topluluklara psikososyal destek sağlamaya devam etmektedir.

ILO Türkiye Ofisi'nin İsveç, İngiltere, Avrupa Birliği, KFW, CAOBISCO (Çikolata, Bisküvi ve Şekerleme Derneği) ve FERRERO ile olan yakın ortaklıkları bu desteğin sağlanmasında etkili olmuştur ve ileriye dönük eylemler için de vazgeçilmezliğini korumaktadır.

Bölgede çok büyük zorluklar yaşanmakta ve kırılganlıklar devam etmektedir. Çalışma hakları, sosyal koruma ve sosyal diyalog da dahil olmak üzere istihdam ve insana yakışır iş üzerindeki olumsuz etkileri göz önünde bulundurulduğunda, krizin hafifletilmesine, toparlanmaya ve dayanıklılığa katkıda bulunabilmek için kısa ve uzun vadeli tedbirlerin bir arada düşünülmesi kritik önem taşımaktadır.

Dayanıklılık, doğal afetler gibi şokların ardından ekonomik ve sosyal kalkınmayı destekleyecek ve kırılganlığı azaltacak şekilde toparlanma kapasitesiyle ilgili bir kavramdır ve bu nedenle, kendi başına bir yaklaşım olmaktan ziyade bir hedeftir.

Doğal felaketlerin ardından hasar gören altyapının yeniden inşası sofistike, karmaşık ve pahalı bir iş olsa bile, sürdürülebilirlik ve dayanıklılığa yönelik insana yakışır işlerin yeniden yaratılması açısından fırsata dönüşebilmektedir.

Çok sayıda yeni konuta ve işyerine ihtiyaç olduğu göz önünde bulundurulduğunda, deprem bölgesindeki inşaat faaliyetlerinin hızlanması beklenmektedir. Bununla birlikte, inşaat faaliyetlerinin artmasıyla bağlantılı olarak, iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili olanlar da dahil olmak üzere çeşitli risklerin ortaya çıkması beklenmektedir ve bu durum, önemli bir endişe kaynağı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin üretken kapasitelerinin geliştirilmesine yönelik doğrudan desteğin yanı sıra, kamu sektörü politikaları yoluyla ve iş ortamına ve yatırım iklimine yönelik kurumsal desteklerle de işletmelerin toparlanmasına öncelik verilmelidir.

Ayrıca, afet ortamlarında kadınların çalışma koşulları da kötüleşmektedir. Altyapının, konutların ve işyerlerinin hasar görmüş olması, aile gelirinde ve sosyal hizmetlerde meydana gelen azalmayı telafi etme gerekliliği ve çocuklara, yaşlılara ve engellilere bakım verme yükümlülükleri nedeniyle kadınların iş yükü çok artmıştır.

Bu nedenle, kadınların hareketliliğini, zamanını, kapasitesini ve gelir elde etme fırsatlarını artırmanın yanı sıra çalışma yaşamında her türlü şiddet ve tacizi önlemeye yönelik çabaları desteklememiz gerekmektedir. Toparlanma süreçleri, tüm kadın ve erkekler için insana yakışır yaşam ve çalışma koşullarının yaratılması açısından bir fırsat olabilir.

Gelecekte de, deprem bölgesindeki işgücü piyasasının özelliklerine ilişkin bilgilerimizi artırmaya devam ettirmeliyiz çünkü etkili müdahalelerin tasarlanması ve uygulanması için bu bilgiler temel öneme sahip. ILO, kanıta dayalı bir yaklaşımla, hükümet, işverenler ve işçilerden oluşan tarafların toparlanma çabalarını desteklemek için kapsamlı işgücü piyasası araştırmaları tasarlamaya devam etmektedir.

ILO olarak elde ettiğimiz deneyimlerimiz, bu tür durumlarda kaldıraç etkisini artırmak için, belirli noktalardan harekete geçilmesi gerektiğini göstermektedir:
  • Bunlardan ilki, toparlanma aşamasından kalkınma aşamasına geçişi desteklemektir. Erken dönemdeki katılımın devam ettirilmesi ve daha uzun vadeli planlara entegre edilmesi ve paydaşların, yardım aşamasından toparlanmaya ve sonrasında da kalkınma aşamasına geçişte desteklenmesinin sağlanması önemlidir.
  • İkincisi, krizin istihdam, geçim kaynakları, çalışma yaşamında temel ilkeler ve haklar ve sosyal koruma üzerindeki etkilerine ilişkin olarak, işgücü ile ilgili temel verilerin üretilmesi ve yaygınlaştırılmasıdır. Böylelikle, ortaya koyulan tüm çabaların hem sosyal boyutuna hem de geçim kaynakları ile ilgili boyutuna toparlanma vurgusu yapılması için sağlam bir fırsat yaratılmış olacaktır.
  • Üçüncüsü ise işveren ve işçi örgütlerinin sürece dahil edilmesidir. Üçlü yapıya sahip bir kuruluş olan ILO, bu gibi çok yönlü zorluklara yanıt verirken, sosyal ortakların rol ve kapasitelerinin güçlendirilmesinin politikaların şekillendirilmesinde ve uygulanmasında ne kadar önemli olduğunun anlaşılmasını sağlamayı amaçlamaktadır. İnsana yakışır işler, ancak sosyal ortakların kapsayıcı sosyal diyalog yoluyla yeniden inşa ve dayanıklılık çabalarına etkin bir şekilde katılma kapasitesine sahip olmaları halinde sürdürülebilir iyileşme ve kalkınmaya katkıda bulunabilir.
ILO, insana yakışır işler yaratılmasını, işgücünün eğitimine ve mesleki olarak yeniden yönlendirilmesine yönelik fırsatların iyileştirilmesini, ve entegre çözümlerin ve kapsayıcılığın sağlanmasını acil ihtiyaçlar olarak görmektedir. Türkiye’nin deprem müdahalesi kapsamındaki eylemlerine, üçlü yapı ortaklarıyla ve tüm diğer ortaklarla birlikte hareket ederek dahil olmaya devam etmeye ve desteğimizin kapsamını daha da artırmaya kararlıyız.